Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

“Türkiye’deki tüm bebekler turp gibi olsun istiyorum”

Bebek maması şirketi Numil’in genel müdürü Gamze Çuhadaroğlu çocuklara ilk altı aydan sonra mama verilmesi gerektiğini söylüyor. Çuhadaroğlu: “Bizde genelde pirinç unu gibi kof şişmanlık yaratan, bebek bisküvisi gibi çok şekerli seçenekler tercih ediliyor” diyor.

Türkiye nüfusuna her yıl 1 milyon 200 bin bebek katılıyor. Sağlam nesiller yetiştirmek için bu bebeklerin mutlaka anne sütüyle beslenmesi gerekiyor. Danone Grubu’nun Türkiye’deki bebek maması şirketi Numil’in genel müdürü Gamze Çuhadaroğlu’nun verdiği bilgilere göre, Türkiye’de anneler bebeklerini beslerken önemli hatalar yapıyorlar. Bunlar da, ömür boyu sürecek sağlık sorunlarına neden oluyor. Yüzde 74’lük payıyla pazar lideri durumunda olan Numil, Dünya Sağlık Örgütü, Türk Pediatri Derneği,Migros ve Kanal D’nin desteğiyle, anneleri, bebeklerine uzun süre ve doğru miktarda süt vermeye teşvik etmeye çalışıyor. Bebelac, Aptamil ve Milupa markalarının sahibi olan Numil’de 2004’te pazarlama müdürü olarak işe başlayan Çuhadaroğlu, 2009’dan beri şirketin genel müdürlüğünü yapıyor. Türkiye, Danone grubunun dünyada bebek maması sektöründeki en başarılı ülkelerinden birisi. Çuhadaroğlu’na bebeklere yönelik bir gıda markasını nasıl yönettiğini ve annelerimizin neleri doğru, neleri yanlış yaptıklarını sordum.

Türkiye bebeği bol olan, genç bir ülke. Bebeklerimiz sağlıklı besleniyor mu?

Ülkemizde bebeklere doğumdan sonra süt veren annelerin oranı yüzde 98. Bu çok iyi bir oran. Ancak iki, üç aydan itibaren ek besinlere başlanıyor. Meyve ve ekmek benzeri gıdalar veriliyor. Altıncı aydan itibaren ek besinlere geçiliyor. Örneğin, pirinç unuyla mama yapılıyor. Oysa pirinç unu tamamen kof bir şişmanlık yapıyor. Besleyici değeri yok. Ayrıca, bizde inek sütüne çok erken başlanabiliyor. İnek sütü anne sütüne muadil bir ürün değil. İnek sütü buzağılar için. Oysa bizde maalesef çok yaygın. Ayrıca bol bol bebek bisküvisi veriliyor. Bebek bisküvisi bir şeker bombası.

 Batı’da bu yok mu?

Hayır, bu kadar şekerli ürün yok. Bizdeki şekerli bebe bisküvileri yok. Aslında altıncı aya kadar bebeğesadece ana sütü yeterli. Su bile verilmemeli. Anne sütü olmadığında da sadece biberon maması verilmeli. Altıncı aydan itibaren her bebeğin en az 500 ml anne sütüne ihtiyacı var ama anneler ek besinlere başladıkları ve miktarı fazla verdikleri için bebekler sütten kesiliyor. Annenin de kolayına gidiyor. “Ben süt veriyorum ama işte kahve içer gibi, yemekten sonra biraz emziriyorum” diyorlar. Oysa miktar çok önemli. Biz bunun savaşını veriyoruz. Yılda 250 bin anne, 10 binin üzerinde sağlık personeli ve perakendeci için bebek sağlığı ve beslenmesi alanında seminerler düzenliyoruz.

“Annem bizi böyle mi büyüttü?”

 Yani kadınlarımız emzirmeyi blimiyor mu?

1990’larda, altıncı aydan sonra anne sütü verenlerin oranı yüzde 3’lerdeydi. Sağlık Bakanlığı uzun bir süre ciddi bir kampanya yürüttü. Bu oran, yüzde 60’lara çıktı. Anne sütünün önemi konusunda ciddi bir bilinçlenme var. Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye Milli Pediatri Derneği, Migros ve Kanal D’nin desteğiyle yoğun bir kampanya yürütüyoruz. Fakat miktarı konusunda henüz yeterli bilinç oluşmamış bir durumda. Bebeği sadece iki dakika göğüste tutmak yeterli olmuyor. Anne sütü almayan bebek de inek sütü veya prinç maması yerine, biberon maması almalı.

 Siz bir kategoriyi büyütüyorsunuz. Ne tür  etkinlikler yapıyorsunuz?

2009’da eğitsel kampanyamıza başlayınca annelerin alışkanlıklarını inceledik. Anladık ki annelerin çoğu, bu kategoriyi aklına bile getirmiyordu. Annelerin yüzde 80’i “Neden mama vereyim ki, annem bizi böyle mi büyüttü? Annem beni inek sütüyle beslemiş. Ben de çocuğumu aynı şekilde büyüteceğim” diyordu. Annelerin diğer yüzde 20’siyse mama kullanmamasını “Benim param yok” şeklinde açıklıyordu. Bu durum üzerine 2009’da ürünlerimizin fiyatını yüzde 23 düşürdük. Son dört senedir de çok az zam yaptık. Bunun sonucunda daha fazla bebek mamayla beslenebildi. Bizim de tonajımız yüzde 80 arttı.

“Gördük ki emziren annelerin verdikleri birkaç yudum sütmüş”

 Ne tür pazarlama çalışmaları yapıyorsunuz?

0-6 ay için olan ürünlerde hiç bir reklam veya promosyon yapılmıyor. 6 aydan sonraki ürünler için iletişim kuruyoruz. Biz Danone grubu içinde dünyada televizyon reklamı yapan ilk ülke olduk. Kampanyamız o kadar başarılı oldu ki tam 25 ülkeye reklamımızı ihraç ettik. Satış noktalarında bebek dünyası yaratıyoruz. Bu “Baby World’ler”de annnelere yönelik eğitim çalışmaları yapıyoruz. Geçen sene iki önemli ödül kazandık. Danone’un dört bölümü ve tüm genel müdürlerin olduğu bir toplantıda, Türkiye’ye iki tane  “En başarılı çalışma- Best Practice” ödülü verildi. Birisi anne sütü kampanyamız sebebiyle, diğeri de “Baby World” çalışmamız için.

 Pazarın en büyük engelleri nerede?

Alışkanlıkları değiştirmek çok zor. Annelerin, yüzde 62’si sağlık personeline danıştıklarını söylüyor. Geri kalan grupsa, anneleri, komşuları veya kayınvalidelerinden bilgi alıyor. Bu grupta şöyle bir tehlike var. Aile büyükleri onlara “Ben seni inek sütüye besledim. Niye boşu boşuna mamaya para harcıyorsun?” diyorlar. Alışkanlıkları değiştirmek çok uzun zaman alıyor. Biz hem hızlı tüketim ürünü, hem  de ilaç üreten bir şirket gibi davranıyoruz. Yaklaşık 100 kişiden oluşan  bir medikal ekibimiz var. Biz sağlıklı bir nesil yetiştirmeye çalışıyoruz. Türkiye’deki bebeklerin yüzde 56’sında demir eksikliği var. Fransa’da bu oran yüzde 8. Demir vücutta oksijeni taşıyan eleman. Demir az olunca, organlara daha az oksijen gidiyor. Tamamen yanlış beslenmeden, ciddi sağlık sorunları olan ülkeyiz. Önümüzdeki dönemde, Aile Hekimliği Federasyonu’yla beraber eğitim çalışmaları yapacağız.

 Sizce başarınızın nedeni ne?

Biz tüketicileri de, doktorları da iyi anlamaya odaklanıyoruz. Pazarı büyütmeye niyetliyseniz, bir şeyleri farklı yapmalısınız. Tüketicileri çok yakından tanımanız gerek. Örneğin annelerin yüzde 60’ı “Ben meme veriyorum” diyor. Yüzde 60 müthiş bir oran. Biz başlangıçta bu rakamı görünce çok mutlu olmuştuk. Ancak anladık ki verdikleri birkaç yudum sütmüş. Oysa 500 ml verilmesi gerek. Biz de stratejimizi bunun üzerine kurduk. Ben ekibime sağlıklı nesiller oluşturma hayaliyle öncülük ediyorum. İnsanlar işe bir amaçla gelmeli. Heyecanlanmalı. İşi sahiplenmeli.

 Doktorlara yönelik neler yapıyorsunuz?

Onlara annelerin yaptıkları yanlışları anlatıyoruz. Doktorların da yeni malzeme ve bilgiye ihtiyacı var. Bu amaçla “Uzmanına danışalım” başlıklı bir seri hazırladık. Doktorlara neler öğrenmek istediklerini sorduk. Ona göre program hazırladık

 En büyük hayaliniz ne?

Türkiye’deki tüm bebekler turp gibi olsun istiyorum. Türkiye’de bir fabrika kurabilmeyi hayal ediyorum. En önemlisi, bebe mamasının temel gıda ürünü sayılmasını ve KDV’nin yüzde 8’den yüzde 1 oranına inmesini diliyorum. Devlet indirim yaparsa, biz de indirim yapma sözü veriyoruz.

Ülkemizde mama tüketimi çok az
* Türkiye’de her iki kadından birinde demir eksikliği var.
* Doğum sonrası 13’üncü ve 17’nci haftalarda kemik kaybı saptanan kadınların oranı yüzde 80.
Endonezya’daki mama tüketimi ülkemizin 2 katı.
Polonya’ da emzirme oranı yüzde 91. Buna rağmen mama tüketimi Türkiye’nin 3 katı.

Demir ve C vitamini eksikliği
Ülkemizdeki bebeklerin eksik beslenmeye bağlı olarak;
* 0-5 yaş arasındaki çocukların yüzde 10’u bodur.
* Yüzde 8-20’si D vitamini eksikliğine bağlı sorunlar yaşıyor.
* Yüzde 50’sinde demir, yüzde 16’sında çinko, yüzde 43’ünde C vitamini eksikliği var.

Facebook hesabınla yorum yap!