Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

Kültür ve sanat olmadan eğitim tek başına yetmiyor

Yıllardır, eğitime büyük destek veren Suna ve İnan Kıraç, “Kültür ve sanat olmadan, eğitim tek başına yetmez” düşüncesiyle kurdukları vakıfla ülkemizin kültürel dokusuna da büyük değer katıyorlar.

Geçen hafta, Pera Müzesi’nin 10. yıldönümü dolayısıyla İnan Kıraç, kızı İpek Kıraç, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol  ve müze yetkilileriyle birlikte, bir basın buluşması düzenledi.

Pera Müzesi’ne 30 milyon TL yatırım yaptıklarını, sanata ve kültüre olan desteklerinin artarak süreceğini belirten Kıraç, sanat yatırımlarının öyküsünü anlattığı kitabının baskısının tamamlandığı haberini de verdi.

Pera Müzesi nasıl bir dünya markası oldu?

Suna, İnan ve İpek Kıraç Vakfı’nın Tepebaşı’nda yarattığı Pera Müzesi, on sene gibi kısa bir süre içinde dünyanın önde gelen müzeleri arasına girdi. Önümüzdeki dönemde, daha da iddialı projelere imza atacak olan müzenin başarı sırlarını Özalp Birol ve İnan Kıraç’tan dinledik. Kuruluşun, dünya kültür mirası içine girmesini sağlayan 7 özelliği dikkat çekiyor:

1- Vizyoner yatırımcılar 

Suna ve İnan Kıraç, 1990’larda kültür ve sanat alanına kapsamlı bir girişim yaparak yola çıktılar. Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü’nü kuran, Antalya’ya. AKMED Kale İçi Müzesini kazandıran Kıraç ailesi,  kesintisiz bir biçimde sanata yatırım yapmayı sürdürdü. Pera Müzesi,  sahip olduğu  koleksiyonlar sayesinde sadece ülkemizin değil, dünyanın kültür haritasındaki yerini aldı.

İnan Kıraç, 2000’lerin başında İstanbul Odakule’deki TRT Binası’nın bulunduğu alanda bir müze kurmayı hayal etmişti. Kıraç, anılarını kitabında yazmış. Bize anlattığı kadarıyla,  o günlerde dünyanın en ünlü mimarlarından Frank Gehry’ye  müze için tasarım yaptırmış. Hatta bu çalışma için önemli bir rakam ödemiş. Ancak, ne yazık ki, gerekli izinler alınamadığı için, proje gerçekleşmemiş. Oysa, aynı yıllarda, Paris’te Louis Vuitton Vakfı’nın  inşaatına başladığı müze, bugün kentin en önemli çekim merkezlerinden birisi halinde. (Her gün 7 bin kişnin ziyaret ettiği müzenin arazisini Paris Belediyesi LV Vakfıne 55 yıllığına bedelsiz vermiş.)

2- İyi tasarlanmış bir bina ve sağlam bir altyapı

Eski İstanbul’un zarafetini yansıtan mimarisiyle, Pera Müzesi’nin binası başlı başına bir tarihi değer. Restoratör Mimar Sinan Genim tarafından cephesi korunarak, yeniden inşa edilen ve 2005 yılında açılan binanın tarihi, 1893 yılında mimar Achille Manoussos’un tasarladığı Bristol Oteli’ne kadar dayanıyor.  İnan Kıraç’ın verdiği bilgiye göre,  binanın her alanında güvenlik, ısı ve nem kontrolü son derece  gelişmiş bir teknolojik altyapıyla sağlanıyor. Bu da, yabancı kurumların kendi koleksiyonlarındaki eserleri Pera’ya gönül rahatlığıyla göndermelerini mümkün kılıyor.

3- Profesyonel kadro

Ekip çalışması olmadan, hiç bir kurum başarılı olamıyor. Pera Müzesi’nin başarısının gerisinde de, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol başta olmak üzere, uyum içinde çalışan dinamik bir kadronun emeği var. Sergilerin yanısıra, müzenin içinde eğitim ve sanat etkinlikleri düzenleyen Pera Müzesi çalışanları, İstanbullu sanatseverlere bir vaha sunuyorlar.

Pera Müzesi’nin enerjik ekibi,  geçtiğimiz on yıl içinde Fondation Dubuffet, Fondation Maeght, JP Morgan Chase, Fundación Mapfre, Gelman Foundation, Nordiska Museet, Tate Britain, Victoria and Albert Museum, Louvre Museum, Benaki Museum, Oxford University, Cambridge University, Pennslyvania University , İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Resim Heykel Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi gibi dev isimlerle işbirliği yaptı ve tam 70 sergi gerçekleştirdi.

4- Özgün koleksiyonlar

Bir müzeyi müze yapan en önemli unsur, şüphesiz içindeki eserlerdir. Bu açıdan, Pera Müzesi üç tematik koleksiyonuyla dikkat çekiyor.  Suna Kıraç’ın özel ilgi göstererek başlattığı “Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu”,  18-20 yüzyıl Osmanlı zanaat ve sanat mozaiklerinin en az bulunan örneklerine sahip.

İnan Kıraç’ın bizzat ilgilenerek oluşturduğu,  “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu” sergisi, 10 bini aşkın eseriyle kendi alanında dünyanın en önemli koleksiyonlarından birisi. Müzede yer alan, “Oryantalist Resim Koleksiyonu” 300 eserden oluşuyor. İmparatorluğun 17. yüzyıldan 20. yüzyıl başına döneminden çok geniş bir görsel panorama sunan bu koleksiyonda, ünlü ressam Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı tablosu da yer alıyor.

5- Özgün sergiler

2005 yılından bu yana 1 milyon 200 bini aşkın sanatsever tarafından ziyaret edilen Pera Müzesi, kısa dönemli sergilerle Jean Dubuffet, Henri Cartier-Bresson, Rembrandt, Niko Pirosmani, Josef Koudelka, Joan Miró, Akira Kurosawa,  Marc Chagall, Pablo Picasso, Fernando Botero, Ikuo Hirayama, Frida Kahlo, Diego Rivera, Goya, Alberto Giacometti, Grayson Perry, Cecil Beaton gibi sanatın farklı alanlarından usta sanatçıların yapıtlarını ülkemiz sanatseverleriyle buluşturdu.

Müze, 2016 yılını, dünya sanatının önde gelen isimlerinden, metafizik sanatın büyük ustası İtalyan ressam “Giorgio De Chirico”nun eserlerinden oluşan kapsamlı bir sergi ve Huma Kabakcı Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerden oluşan “Anı ve Süreklilik” sergisiyle karşılıyor.

6- Kalıcı yayınlar

Pera Müzesi, sergilerini özenle hazırlanan nitelikli kataloglarla destekliyor. Her katalog, uzun araştırmalardan sonra en yetkin kişi ve kuruluşlarla işbirliği içinde hazırlanıyor. Sergiler kapsamında eğitim, film, müzik, sözlü etkinlikler ve yayınlarıyla geniş açılımlı kültür ve sanat hizmetleri sunan Pera Müzesi, sahip olduğu değerleri kamuyla paylaşıyor ve kültür bilincini gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.

7- Kültür ve sanat ortamı

Pera Müzesi, “Genç Çarşamba” ve “Uzun Cuma Konserleri” ile alternatif müzik yelpazesine yer veriyor.  Aydın Büke danışmanlığında düzenlenen “Klasik Cumartesi” programlarıyla klasik müzik ve oda müziği tutkunlarına sesleniyor. Alâeddin Yavaşca danışmanlığında gerçekleştirilen Türk müziği konserleri serisi ise günümüzün usta yorumcuları ve sazendelerinin, büyük bestecilerin seçme eserlerini seslendirdikleri programlardan oluşuyor.

Çocuklar ve gençleri sanatla buluşturmak amacıyla yaratılan “Pera Eğitim” programları, koleksiyon sergileri ve süreli sergiler için hazırlanan, farklı yaş gruplarına ve engellilere yönelik renkli ve yaratıcı etkinliklerle, yıl boyunca sürdürülüyor. Eğitim etkinliklerinin başladığı 2009’dan bugüne Pera Müzesi atölyelerini bini aşkın okul ve 30 bin öğrenci ziyaret etmiş.

Pera Eğitim, yaşlıları da hayata dahil edecek projeler geliştiriyor. Alzheimer Vakfı ve çeşitli bakımevleri işbirliğiyle ayda bir kez düzenlenen  sanat buluşmalarında, katılımcılar, onlar için özel tasarlanan bir sergi turunun ardından Pera Café’deki ikram eşliğinde sosyal yaşamın tadını çıkarıyorlar.

Facebook hesabınla yorum yap!