Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

“Fark ettim ki bu kadar yıl bir kadın olarak hep ezile ezile iş yapmışım”

Yarattığı b-fit markasıyla ülkemizin dört bir yanında kadınları spor yapmaya ve girişimci olmaya teşvik eden Bedriye Hülya, şimdi de eğitim merkezleri projesi üzerinde çalışıyor. Hayali  kadınlara yönelik meslek okulları kurmak. “Hayatım boyunca hep bir şeyler yapmak istedim. Çocukluğumdan beri dosyalarım oldu. Onlara yapmak istediğim şeyleri  yazdım. 300 yaşına kadar yaşasam yapacak işim var” diyen Bedriye Hülya’nın  b-fit ekibi 150 bin kadına spor imkanı sağlıyor.

Yirmi üç yaşımdan beri şirket kuruyorum” diyen Bedriye Hülya, en önemli özelliğini  İzmirlilik olarak tanımlıyor. İzmir Amerikan Kız Lisesi sonrasında İstanbul Üniversitesi’nde eğitim gören Hülya, okul hayatı boyunca aralıksız çalışmış. Daha sonra, âşık olduğu gençle evlenip Bodrum’a yerleşince içindeki girişimci ruh ortaya çıkmış. Bodrum’da şirketler kurmuş. Restoran, otel, catering şirketi gibi yatırımların parçası olmuş. Uluslararası bir seyahat acentasının Türkiye bölge müdürlüğünü yapmış. Yıllar içinde kendisine aşırı yüklendiğini ve çok yorulduğunu fark edince işleri azaltarak bir dönem sadece oteliyle ilgilenmiş. Ancak, tek iş yapmaya hiç alışık olmadığı için çok sıkılmaya başlamış. Kazandığı parayla, ABD’ye Columbia Üniversitesi’ne gidip, psikolojilisansüstü eğitimi almış. Türkiye’ye döndükten sonra da b-fit öyküsü başlamış. ABD Başkan Yardımıcısı Jo Biden’in ülkemize ziyareti sırasında örnek girişimci olarak gösterdiği Bedriye Hülya ile girişimcilik öyküsünü ve kadınlar için yarattığı projeleri konuştuk.

 Amerika’da hayatınız nasıl değişti?

ABD’de okurken param bitti. Haftada dokuz dolar harcayarak, sağlıklı bir hayat yaşadım. Her gün okulun spor tesisine gittim. Param olmadığı için az yedim, böylece sıhhatli beslenmiş oldum.
38 yaşındaydım. Bir arkadaşım ilginç bir iş teklif etti. Türkiye’den endüstriyel çuvallar getirdik ve onları Amerika’da pazarladık. İyi de para kazandık. Ben bu arada Bodrum’da bir otel inşaatına daha başladım. O otelin inşaatında amelelik yapmaya Türkiye’ye geldim. Türkbükü’nde altı ayda oteli bitirdik. Sonra ben okumak için Amerika’ya geri döndüm. Üç ay gelip otelde çalışıyordum. Kalan dokuz ayda da Amerika’da okula devam ediyordum. 2004’te, okulum bitince geri döndüm. Bir süre üniversitede ders verdim. Buradaki profesörüm kadın-erkek eşitliği konusu üzerine çalışıyordu. Amerika’daki üniversitelerde yöneticilik ve profesörlük kademelerindeki adaletsizlik üzerine bir araştırma yaptı. Ben de hiç fark etmeden bunun içine çekildim. Her zaman haklılık ve haksızlık davası benim için önemli olmuştur. Ama kadın-erkek eşitsizliği konusunda bilinçli değildim. İşin içine çekilince fark ettim ki ben bu kadar yıl çalışan bir kadın olarak hep ezile ezile iş yapmışım aslında. Bunun hiç de farkına varmamışım.

 Spor konusu ne zaman başladı?  

Türkiye’ye döndükten sonra  ortaklarımla devam edemeyeceğimi anladım. Bir tanesi “Ben bir kadından emir almak istemiyorum” dedi. Ben de otelden uzaklaşarak, arkadaşlarımla başka bir iş kurmaya karar verdim. Ben bir proje insanıyım. İlla bir şeyler yapmak isterim. Çocukluğumdan beri bir dosyam vardır. Yapmak istediğim şeyleri ona yazarım. 300 yaşına kadar yaşasam yapacak işim olur yani. Yazdıklarımdan birisi de kadınlar için spor konusuydu. Aradım arkadaşlarımı ve “Böyle bir şey yapmak istiyorum” dedim. Amerika’da  ben bunun araştırmasını yapmış, eğitimlerine katılmıştım. Ciddi olarak bir kez daha araştırmaya başladım. Ben her şeyi dibine kadar öğrenmeden iş yapmaya başlayamam. Amerika’da gezmediğim  spor ekipmanı üretici kalmadı. Pırpır uçaklarla, en ücra noktalardaki üreticilere gittim. Uzaktan bakınca büyük görünüyorlar ama hepsi küçük atölyelerdi. Sonra “Biz bunları Türkiye’de yaparız” dedim. Makinelerden bir set getirdim Türkiye’ye. Deneye deneye kendimiz yaptık.

“Türkiye’deki kadınlar ‘Benim asıl işim ev’ diyor”

Yani her şey yerli üretim mi oldu?  

İnsanlar bizim yabancı firma olduğumuzu zannediyor. Oysa biz tamamen bir Türk firmasıyız. Cihazların hepsi Türkiye’de üretiliyor. b-fit’in ilk şubelerini İstanbul ve İzmir’de açtık. İzmir’de sınavı geçmek çok önemliydi. İkinci ayımızda 170 üyeye ulaştık. Ünümüz hiç reklam yapmadan, ağızdan ağıza yayıldı. Sonra “Hadi bakalım bunu bir duyuralım” dedik. Hemen altı franchise verdik. Yanlış kararlarmış.
Bu kişiler yeni çıkan işlere merak salan, sonra başka bir yenilik arayan türden yatırımcılardı. Onlar deneyip başka şeylere geçmeyi seviyorlar. Oysa bizim paraya ve başarıya ihtiyacı olan kadınlarla yola çıkmamız  gerekiyordu.

 Kadın girişimci bulmak kolay mı?  

Türkiye’de iş kuran kadın sayısı çok az. Hem korkuyorlar hem bilmiyorlar. Ancak, asıl önemli olan devam ettirme gibi bir zihniyetleri yok. “Asıl işim evdir. Bunu yan iş olarak yapıyorum. Yapsam da olur yapmasam da” diye bir tavır var. Ben kendime bakıyorum. Geçmişte çok sorun yaşadığım patronlarım oldu. Eve gelip de bu işi bıraksam diye hiç düşünmedim. Çalışmak yaşamak kadar normal bir şeydi benim için. Kadınların çoğunda bu yok. İnsanlara devam etme gücü vermek için ofiste çok sabırlı arkadaşlarla çalışıyorum. Müthiş bir ekibimiz var. 7-24 insanları motive ediyorlar. Yoksa bırakan çok olurdu.

 Rakamlar nasıl?

Şirket kurulalı yedi sene oldu. 216 şubemiz, 240 kadın yatırımcımız var.

 b-fit açacak bir yatırımcının ne kadar bir bütçeye sahip olması gerek?  

65 bin TL+ KDV. Ancak 12-16 ay içinde yatırımı çıkarıyor. b-fit aslında bir kadın kulübü, içinde de egzersiz alanı var diye bakmak gerek. Her birinde bir kafe var, çok ucuza çay-kahve satıyorlar. Her şube mutlaka bir etkinlik yapmak zorunda, seminer, opera, tiyatro gibi… 150 bin üyeye ulaştık. Şırnak’ta bile b-fit var.

 Anadolu’da yatırımcı bulmak kolay oldu mu?  

Anadolu, İstanbul’dan çok farklı. Gidiyorum, gönlüm temizleniyor. Bizi nasıl ağırlıyorlar, bağırlarına basıyor ve sahip çıkıyorlar, anlatamam. İstanbul’da bir İzmirli olarak zorlanıyorum. Şehir insanları çok zorluyor. Bireyci bir yapı oluşmuş. O da bana iyi gelmiyor. Ben imeceye inanırım. İnsanlarla var olan bir insanım. Birlikte kotarmayı seviyorum. Birlikte bir organizasyon yapmakta zorlanıyorsunuz İstanbul’da. İki gün süren franchise kongresi yapıyoruz, eğitimler düzenliyoruz. Hayatlarında dinlemeyecekleri insanları getirip dinletiyoruz. Görüyorum ki, İstanbul’dan gelenlerAnkara’dan gelenlerden daha az mutlu. Oysa Anadolu insanı çok sıcak. İstanbullular çok talepkar. Franchise kongresine Şırnak’tan gelen vaktinde geliyor. İstanbullu geç geliyor. Oysa onlara önceden mektuplar yazıyorum, İstanbul’da onlara ev sahipliği yapalım diyorum.

Çocuklara spor programı…

 Bundan sonrası için ne istiyorsunuz?

Kız kardeşim de var işin içinde. İdealist bir öğretmen. Benim ruhumda da eğitimcilik var. En mutlu olduğum zamanlar bir şeyler öğrenip paylaştığım anlar. Derdimiz kadınlar için meslek okulları kurmak. Buralarda da geleneksel ve yenilikçi işler öğretmek. Örneğin, hasta bakımını öğretebiliriz. Ama badanacılık da öğretebiliriz.

Yeni projeleriniz var mı?

Araştırma yaptık. Ders programı yaptık. Büyük şirketlerle beraber çalışmak istiyoruz. Yeni bir programımız var;
2-12 yaş çocuk kulüpleri. Çocuklarımız hareketsiz yaşıyor. Onlara hareket edecekleri alanlar gerekiyor. Biz projeye başladık. İki yer açtık. Makul fiyatlı. Çocuklar üye oluyorlar. Haftada
üç gün geliyorlar. Biz programın içinde çocuklara fark ettirmeden spor yaptırıyoruz. Hareket ettiriyoruz. Zıplıyorlar, hopluyorlar, duvara tırmanıyorlar.

Anı keyifli yaşamak önemli

Sizce zenginlik nedir?  

Çok para kazandığım zamanlar oldu. Bu bambaşka bir şey. b-fit her yere doğru yayılan, birçok kadının bir sürü şeyi fark etmesini sağlayan, onların hayatlarına dokunan bir iş. Benim için zenginlik değil, bu önemli. Ben 16 yaşında, büyük bir trafik kazası geçirdim. Öleceğimi düşündüler ama ölmedim. İki sene toparlanmak için ameliyatlar oldum. İki sene koltuk değnekleriyle yürüdüm. Hayatta benim için bir sürü şey çok farklı. Üniversiteye girmek çok önemli
bir şey olmadı. Benim için kazadan sonra içinde bulunduğum anı keyifli yaşamak önemliydi.

Facebook hesabınla yorum yap!