Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

Duygusal acılarla nasıl başa çıkabilirsiniz?

Hatalarla boğuşmaktan yoruluyor, olumsuz duyguların pençesinde gücünüzü yitiriyor, kendinize acı çektiriyor ve güvensizlik içinde gerçekleri görmekten kaçınıyorsanız, psikolog, psikoterapist ve yazar Guy Winch’e kulak vermenizde yarar var.

Yürekli Danışmanlık tarafından 16 yıldır düzenlenen ve CNN TÜRK’ün medya sponsoru olduğu MARKA 2015 Konferansı, 16-17 Aralık tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleşti.

MARKA, bu yıl da etkileyici sunumlarla doluydu. CNN TÜRK okurları için, bazı oturumların önemli noktalarını derledim. Bu yazıdan başlayarak, MARKA’da konuşulanları önümüzdeki günlerde de paylaşacağım.

İlk yazıyı, izleyicileri çok etkileyen Psikolog, psikoterapist ve yazar Guy Winch’e ayırdım. MARKA 2015’te iki farklı oturumda konuşan  Winch, ‘Duygusal İlk Yardım’, adlı seansında başarısızlık, reddedilme, suçluluk ve yalnızlık gibi bireylere özel psikolojik yaralanmaların markalar eksenindeki analizini yaptı, ‘Psikoterapi: İnsanlar and Markalar’ başlıklı sunumu iş dünyası için de önemli içgörülerle doluydu.

Bakınız Guy Winch neler söyledi.

Duygusal acıların nedeni korkularımız

1. Kendi kendimize acı çektirmeyi seçiyoruz

İnsanların yüzde 95’i kendi kendine acı çektiriyor. Bir iş yanlış gittiğinde, hemen  genelleme yaparak, “Ben bu işte iyi değilim” demeye başlıyoruz. Oysa, herhangi bir durumda bir sorun olduğunda, “Nerede yanlış yapıldı?” diye sormalıyız. “Ben yeterince iyi değilim” diyen bir kişinin, nelerin yanlış olduğunu anlama imkanı ortadan kalkar. Bir anlamda duyguları felç olur.

2. Duygular karmaşıktır

Duygularla sorunumuz, onları çoğu kez sadece neşe ve öfke gibi bir iki duyguya indirgemeye çalışmamızdır. Oysa, duygularımız karmaşıktır. Örneğin, neşe, gurur ve tatmin; öfkeyse bezginlik veya saldırganlık gibi başka duygular da içerir. Duygular, bir halıya benzer. Bütünsel bir resim içinde bakmadan, duyguları anlamak mümkün olamaz.

3. Olumsuz duygulara kulak vermemek gerekir

Sıcak bir sobaya dokunup elimizi yaktığımızda, beynimiz bize o acıdan uzak kalmak için bir daha sobaya elimizi uzatmamız gerektiğini öğetir. Günlük hayattaki acılarla ilgili olarak da aynı mekanizma işler. Kafamızdaki bir ses sürekli olarak bizi acıdan uzaklaşmaya çağırır. Duygularla yüzleşmek için acı çekmeyi kabullenmek şarttır. Bu yüzden, duygularımızın söylediklerine kulaklarımızı kapamak ve gerçeklere bakmayı öğrenmemiz gerekir.

4. Aşırı basit cevaplar yanlış ve yetersizdir

Hayatı çok basite indirgeyen yaklaşımlardan kaçınmak çok önemlidir. Psikolojide aşırı basit cevaplar doğru değildir ve yetersizdir. Gerçeği görmek ve sorunların özüne inmek için karmaşıklıktan korkmamayı ve bütünsel bakmayı öğrenmeye ihtiyacımız vardır.

5. Engelleri aşmak öğrenilebilir

Başarısız olduğumuzda veya bir sorun yaşadığımızda, yüzde 80’imiz kendimizi çaresiz hissederiz. Yüzde 20’mizse, bir engelle karşılaşınca onu nasıl aşacağımızı sorgulamaya başlarız. Çaresizlik duygusundan kurtulmak mümkündür. Sorunları aşmak öğrenilebilir. Bunun için “Ben bu engeli aşabilir miyim?” değil, “Nasıl aşabilirim?” sorusunu sormamız gerekir.

6. Sorun çözmek ağır gelebilir, ödülü büyüktür

Biz, çoğu kez büyük resme bakarken, küçük ayrıntıları gözden kaçırırız. Aslında bu küçük ayrıntılar bize pahalıya mal olur.

Yanlış giden şeyleri anlamaya çalışmak, duygusal olarak pek de hoşa gitmeyen bir işlemdir. Neleri yanlış yaptığımıza ve sorumluluklarımıza bakmak ağır gelir. Kendimize duygusal yükler taşıtmamak için, bir şey yapmamayı seçeriz. Oysa, duygusal olarak hoş olmayan şeyleri yapmanın çok büyük bir faydası vardır. Aynaya, gerçekçi bir biçimde bakmak, bize onarma ve çözme şansı sunar.  Bir kör noktayı hallettiğimizde, binlerce başka hatayı da çözebiliriz.

7. Kaybolan güven duygusu geri gelebilir

Bir ilişkide ihanet yaşandığında ve güven duygusu sarsıldığında korkmamalıyız. Bir ihanetin yarattığı sarsıntı onarılabilir ve güven yeniden inşa edilebilir. Ama, tarafların nelerin neyin yanlış gittiğini anlamak için çabalaması gerekir. İncinen taraf, hata yapanın hatasını gördüğüne ikna olmadan ona yeniden güvenemez. Bu yüzden şeffaflık şarttır.

Hata yaptığımızda, hatamızı anlamaya ve kendimize karşı dürüst olmaya ihtiyacımız vardır.Çoğu zaman bahanelerin ardına sığınırız ama bu da sorumluluğun bizde olduğunu anlamamıza engel olur.

“Merak etme, ben hallettim, bir daha olmayacak” demek karşı tarafı rahatlatmaz. Hatayı anlamak çok önemlidir. Hatalarla yüzleşmek hoşa gitmez. Bu yüzden cesur olmak gerekir. Ama cesaretin ödülü büyüktür.

Güven yaratmak uzun duygusal bir süreçtir. Bozulan bir ilşki bir günde tamir edilemez. Zaman gerekir. Her şeyi doğru yaparsanız, şeffafsanız, açıksanız, neyi yanlış gittiğini anlamaya çalışırsanız, nasıl düzelteceğinizi anlamaya çalışırsanız, zamanla güven duygusu geri gelir.

8. Markalar ve şirketler de insanlar gibidir

Şirketler de insanlar gibidir. Onlar da bireyler gibi aynı tuzaklara düşerler. Şirketler aslında insanların oluşturduğu gruplardır. Gruplar da, bireyler gibidir. Bazı şirketlere girdiğinizde, daha koridorlarda ilerlerken  o şirketin depresyonda olduğunu gözlemleyebilirisniz. Bir kuruluşta, herkes mutsuz görünüyorsa, orada insanlar  proaktif değil, tepkisel olur. Bir yön çizmekten çok, yangın söndürmekle uğraşırlar.

Kuruluşlar, insanların düşüncelerini anlamak zorundadır. Tüketicilerle bireyler gibi ilişki kurmalı, onları dinlemeliler.

Sorunlar ortaya çıktığında, şikayetlere kulak vermeliler. Bir ilişkinin en önemli gerçekleri dinleme anlarında ortaya çıkar.

Bir müşteri bir sorunla geliyor, sounu çözülüyorsa, o müştreinin sadakati sorundan öncesine göre daha da büyük artış gösteriyor.

Yeni bir müşteri kazanmak var olan bir müşteriyi tutmaktan 5 kat daha maliyetlidir.

Sorunları genellikle, yöneticiler, marka müdürüleri bilmez. Cephede olan çalışanlar sorunlarla karşı karşıdır. Satış ve müşteri ilişkileri çalışanlarına kulak vermek gerekir.

Duygusal olarak güçlü olmalısınız Bu biraz da dişçiye gider gibi. Ama ağrı kesiciniz olamıyor. Yapmalısınız, her ne kadar hoş olmasa da, çünkü sonuçta büyük yarar görürsünüz.

Facebook hesabınla yorum yap!