Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

Darboğazdan çıkmak için ne yapmalıyız?

Kazandığımızdan fazlasını harcıyor, tasarruf ve girişimle ilgilenmiyoruz.

30 yılı aşkın bir süredir yüksek enflasyonun pençesinde yaşayan bir ülke olarak hala ciddi finansal sorunlarla boğuşuyoruz. İhtiyacımız olmayan şeyleri alıyor, hesapsızca tüketiyor, bizlere ait olmayan paraları harcıyoruz. Birikim ve tasarruf yapmayı unuttuk. Verimli yatırımlar yapamıyoruz.

Darboğazlardan çıkmak, yatırım ve girişim yapmak isteyenler için finans sektöründen iki önemli isim; Atilla Köksal ve Monica Beck’in önerilerini paylaşalım.

Tasarruflarımızın artması şart

Geçen hafta MARKA2015’te konuşan, ODER ve CFA Institute Yönetim Kurulu Üyesi ve yazar Attila Köksal, Türkiye’deki Tüketicilerin Tasarruf Alışkanlıkları üzerine veriler paylaştı. Gelişmekte olan ülkelerdeki tasarruf oranlarına bakıldığında geleceğimiz çok parlak görünmüyor. Özel Tasarrufların GSMH’ya oranı Çin’de yüzde 50, Kore’de yüzde 34, Hindistan’da yüzde 30, Türkiye’deyse sadece yüzde 14.*

Sürekli olarak kazandığımızdan fazlasını harcamaya alışmış durumdayuz. Bu da borçlarla ilgili sorunlarımızı artırıyor.. Örneğin, Ekim 2015 itibarıyla, bireysel kredisini veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş tam 2,670,225 vatandaşımız var. Son bir yılda tahsilatı gecikmiş alacaklardaysa yüzde 25’lik bir artış söz konusu.

Kazandığından fazlasını harcama alışkanlığı bireyleri, aileleri ve şirketleri felakete sürüklüyor. Attila Köksal’ın da vurguladığı gibi tüketim ve tasarruf alışkanlıklarımız sürdürülebilir değil. Yatırım alışkanlıklarımızı tamamen değiştirmek zorundayız.

Daha güçlü bir ülke ekonomisi ve daha sağlıklı bir toplum için yeni nesillere finansal açıdan disiplinli olmayı öğretmeliyiz. Finansal okuryazarlık programlarıyla plan, bütçe, tasarruf ve birikim yapmayı, yatırımlarını zamana ve değişk enstrümanlara yaymayı öğrenen gençlerimiz, daha parlak bir gelecek inşa edebilirler.

Attila Köksal, “Elime bir yerden toplu para geçince tasarruf yapmaya başlayacağım”.. “50 lira,100 liralarla para mı biriktirilir?” diyenlere şu hesabı örnek veriyor. 25 yaşında tasarruf yapmaya başlayan bir genç, her ay 300 TL ayırabilse, 60 yaşına geldiğinde 265 bin, 65 yaşında 342 bin TL biriktirmiş olabilir.

Girişimcilere cesaret gerek

Gençlere tasarruf kadar, girişimciliğin de öğretilmesi gerekiyor. Mikro ve küçük yatırımcılara destek vererek, tarım, ticaret ve hizmet alanlarında  iş yaratmaya ihtiyacımız var. Geçen ay Berlin’de düzenlenen “Balancing the Future” (Geleceği Dengelemek) başlıklı toplantıda, 10’uncu yılını kutlayan EFSE’nin yönetim kurulu başkanı Monica Beck’I dinledim. Dünyanın en büyük mikro finans fonlarından olan EFSE ((European Funding for Southwest Europe) bir Avrupa Birliği girişimi. Kamu ve özel sektörün birlikte çalıştığı bu insiyatif, Balkanlar ve Kafkasya bölgesindeki 16 ülkede faaliyet gösteriyor.

10 yılda, düzenli olarak büyümeyi başaran EFSE’nin verdiği fonların yüzde 80’i küçük ve mikro yatırımlara gitmiş. Bugüne dek kullandırılan 4,8 milyar Euro’luk fonlardan yüzde 32’yle en çok tarım sektörü yararlanmış. Yolculuğuna, 2005 yılında Sırbistan, Kosova, Karadağ ve Bosna’da başlayan EFSE’ye 2011’de dahil olan Türkiye, bugün yüzde 22’lik payıyla organizasyonun en büyük ülkelerden birisi konumunda.

EFSE, Türkiye’de 6’sı banka olmak üzere 8 iş ortağıyla çalışıyor. Türkiye’de İstanbul dışını hedefleyen kuruluş, Anadolu’daki kırsal bölgelerdeki küçük yatırımcılara yönelik çalışmalara ağırlık veriyor.

Monica Beck’e küçük bir girişim için yola çıkacaklar için hang tavsiyelerde bulunacağını sordum. Şu yanıtı verdi:

  • Finansal sektörde size destek olacak bir iş ortağıı bulun.
  • Sizi tanımaya, anlamaya çalışan bir kurumu tercih edin.
  • İyi günde ve kötü günde size destek olacak ekiplerle çalışın.
  • İlişkinizin ilk günleri zor geçebilir. Beraber çalıştığınız finans kuruluşu sizden pek çok evrak ve rakam talep edebilir. Bundan korkmayın. Sağlam ve sağlıklı bir işbirliği için onlarla tüm bilgileri şeffaf bir biçimde paylaşın.
  • Sabırlı bir biçimde ilerlemekten korkmayın.

Facebook hesabınla yorum yap!