Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

Biz İstanbul’u kusurlarıyla da seviyoruz

Güneydoğu sınırlarımız alev alev. Tadımız yok. Ancak, geleceğe yatırım yapmaktan ve gençlikten umut kesmememiz gerekiyor. Bu bağlamda, 13-Ekim-12 Aralık tarihlerinde düzenlenecek İstanbul Tasarım Bienali gibi platformların büyük önemi var. Onlar, bize “Ars Longa, Vita Brevis”gerçeğini hatırlatıyor. Yani, yaşamın kısa, sanatın ölümsüz olduğunu.
Geçen hafta, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu’ndan bienalin öyküsünü dinledik, bu karanlık günlerde bir nefes alabildik.

İstanbul Tasarım Bienali’nin teması, Londra Tasarım Müzesi Direktörü ve aynı zamanda İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu Üyesi olan Deyan Sudjic’in önerisi ile “Kusurluluk” (Imperfection) olarak belirlenmiş. Küratörler Emre Arolat ve Joseph Grima bu temayı ayrı ayrı yorumlayarak, bağımsız çalışmalarla iki farklı yaklaşım sunmuşlar. Çevremizi olduğu gibi ortaya koyan, ayrıntılar üzerine düşünmemizi sağlayacak bir platform yaratmışlar. İKSV’nin, Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel ve VitrA
eş sponsorluğunda, gerçekleştireceği bienalde kusurluluk temalı 108 proje var. İki ana serginin yanı sıra kentin farklı noktalarına yayılan akademi programı, atölye sergileri, seminer programı, yaratıcı film kuşağı, paralel katılımcı programı ve tasarım yürüyüşleri gerçekleştirilecek. Bienalin geleceğe umut veren en büyük özelliğiyse, akademi programı.
İstanbul, AnkaraİzmirEskişehir ve Kıbrıs’ta bulunan 26 üniversitenin 76 bölümü akademi programı kapsamında bienale katılıyor. Üniversitelerin ilgili bölümleri tarafından 2011-2012 akademik yılında
bienal teması üzerine gerçekleştirilen atölyeler, projeler ve yarışmalarla ortaya çıkan
çalışmalar ve paneller, bienal süresince
23 farklı mekânda izlenebilecek.

Bu kış gaz faturaları el yakacak

Doğalgaza gelen zam, doğal olarak bu kış kombi harcamalarımızı da artıracak. Ülkemizde her yıl yaklaşık 800 bin kombi satılıyor. Ne yazık ki, kullandığımız pek çok cihaz verimsiz çalışıyor. Bu da doğal olarak, daha az ısınmak için daha çok para harcamamıza neden oluyor. Çevreye verdiğimiz büyük zarar da cabası.
Bu yüzden, bir an önce daha verimli cihazlara geçmemiz gerek.
Geçen hafta görüştüğüm, Ariston Thermo Group Türkiye Ülke Müdürü Francesco Sgarbi’ye verimlilik konusunu sordum. Verdiği bilgiye göre, yüksek teknoloji ürünü olan kombiler yüzde 35 enerji tasarrufu sağlıyor. Ayrıca, eski modellere göre çevreye yüzde 75 oranında daha az zarar veriyor. Eski model bir kombiyi değiştirmenin bir maliyeti var tabi ki. Ancak, gelişmiş bir cihazın sağlayacağı enerji tasarrufu, orta vadede yatırımı amortize ediyor. Kombide Avrupa’nın en iddialı kuruluşlarından olan Ariston Thermo, her yıl AR-GE çalışmalarına yaklaşık 50 milyon euro ayırıyor.
Geçtiğimiz yıl ülkemizde 70 bin kombi satarak üçüncü sıraya yerleşti. Isıtma ve su ısıtma sistemlerinin üretim ve pazarlamasında dünya lideri olan Ariston Thermo Group, 10 ülkede 19 üretim tesisi, 30 ülkede 47 şirketi ve 6.800 çalışanı ile 4 kıtada faaliyet gösteriyor. 2020’ye kadar cirosunun yüzde 80’ini yüksek verimli ürünler ve yenilenebilir enerji teknolojilerinden sağlama hedefiyle çalışıyor.

Facebook hesabınla yorum yap!