Tarayıcınız (Internet Explorer 7 ya da düşük) güncel değil. güvenlik açıkları içerir ve sayfanın doğru görüntülenmemesine sebep olabilir. Nasıl güncelleyeceğinizi görün.

X

Ara...

Alaçatı’da patronlar balık avladı

Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Vodafone Red Alaçatı Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, iş dünyasının önde gelen isimlerini biraraya getirdi. 70 teknede yarışan 300 balıkçının arasında, Cem BoynerMahmut Özgener, Gökhan Çarmıklı, Can Kestelli, Mustafa Taviloğlu, Can Ekşioğlu gibi ünlü iş adamlarımız vardı. İki gün boyunca, İzmirli ve İstanbullu ekipler, Yunanistan ve İtalya’dan gelen profesyonel balıkçılara karşı yarıştılar.
Açık denizde 7-8 saat dalgalarla boğuşarak, en büyük balığı yakalamaya çalıştılar. Etkinliğin ana sponsoru Vodafone Red markası da, bu heyecanlı anların geri planında, renkli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Böylece, mevcut ve potansiyel müşterileriyle olan duygusal bağını güçlendirecek bir ortam yaratmayı başardı.

“A” grubuna yönelik pazarlama
Pazarlama dünyasının en büyük hedeflerinden birisi, ürünlerini yüksek gelir ve yüksek eğitim düzeyine sahip tüketicilerin tercih etmesini sağlamaktır. Ancak, bu gruplara erişmek ve onları etkilemek de çok zordur. Vodafone Red, birebir iletişim sağlayacak özel projelerle, öne çıkmayı başarıyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Öğüt’ten aldığım bilgiye göre, yaptıkları “mikro pazarlama” çalışmaları sayesinde Vodafone Red’in üye sayısı bir yıl içinde iki katına çıkmış.

Gökhan Öğüt

Alaçatı’ya gönül verenler
Alaçatı Balıkçılık Turnuvası başarılı  sörfçülerimiz Ertuğrul ve İlknur İçingir’in hayallerinin eseri. Ertuğrul İçingir altı yıl önce, Yeni Zelanda’da gördüğü yarışmadan ilham alarak yola çıkmış. Başlangıçta, “kim gelir ki yarışmaya?” diye kaygılanmalarına rağmen, ilk yıl 16 tekne katılmış. Yarışın, bugün dünyanın en büyük turnuvalarından birisi haline gelmiş olmasında, İçingir aliesinin, Alaçatı’ya gönül veren kişilerin, yerel yönetimin ve Danone’de çalıştığı günlerden  beri projeye destek veren Gökhan Öğüt’ün büyük emeği var.
Alaçatı, rüzgarıyla, deniziyle, renkli panjurları, taş evleri, “slow food” (yavaş ve zevkli yemek) akımına uygun kabak çiçeği dolmaları, zeytinyağlı yemekleri, balıkları salataları, sakızlı kurabiyeleri, kahveleri ve çiçekleriyle insana mutluluk veren bir yer. Büyük zincir otelleri saymazsak, 260 otel ve 180 restoranla ziyaretçilere hizmet vermeye çalışan, geniş bir eko-sisteme sahip. Alaçatı, onu sevenler ve güzelleşmesine katkıda bulunanlarla gelişiyor, ülkemiz turizmi için harika bir başarı örneği sunuyor.

Facebook hesabınla yorum yap!